Adana’dan gece otobüsüyle indim. Sabah 06:12’de otogarda ayak bastım. Hava gri, nemli, ağır. Bodrum’da böyle günler azdır. Valiz tekerlekleri ıslak kaldırıma sürtündü. Otele vardım. Resepsiyonist gözlerini telefondan kaldırmadı. “Hoş geldiniz” mırıldandı. Odaya çıktım. Perdeyi açtım. Deniz yoktu. Sadece gri bulut katmanı.
Tüm gün odada kaldım. Kahvaltı etmedim. Sigara içtim. Pencereden yağmur başladı. Önce hafif, sonra sert. Camı döven damlalar ritim tuttu.
Akşamüstü telefon elime geçti. Arkadaşımın mesajı hâlâ duruyordu: “Bodrum Escort ararsan Leyla’yı iste. Farklı biri.” Numarayı tuşladım.
“Merhaba. Leyla mı?” “Evet. Sen kimsin?” “Adana’dan gelen. Bu akşam müsait misin?” Kısa sessizlik. “Yağmuru seviyorum. Gelmek ister misin?” “Nerede?” “Torba’da eski taş ev. 22:30. Kapıyı aralık bırakacağım.”
Yağmur hızlandı. Taksi çağırdım. Şoför “Hava berbat, ıslanacaksın” dedi. Cevap vermedim. Torba’ya vardık. Dar sokak, sarı lambalar, ıslak taşlar. Taş evin kapısı gerçekten aralıktı. İçeri girdim. Koridor loş, eski ahşap kokusu. Salona geçtim.
Leyla koltukta oturuyordu. Siyah ince kazak, koyu kot, yalınayak. Saçları kısa, ıslak gibi parlıyordu. Elinde viski bardağı. Küllükte sigara yanıyordu.
“Hoş geldin,” dedi. Sesinde ne cilve ne davet vardı. Sadece düz bir samimiyet.
Karşısındaki koltuğa oturdum. Yaylar gıcırdadı. Yağmur camı dövüyordu. Beş dakika sustuk. On dakika sustuk. Sadece yağmur.
Leyla viskiyi uzattı. İçtim. Yaktı boğazımı.
“Niye buradasın?” diye sordu. “Kaçtım.” “Ne kadar basit.” Gülümsedi. Sigarasından bir nefes çekti. Dumanı cama üfledi.
“Ben niye buradayım biliyor musun?” “Anlat.” “Ankara’da avukatlık yaptım. Sekiz yıl mahkeme koridoru, kravat, dosya. Bir sabah uyandım. Kravatı yatağa fırlattım. Valizi topladım. Bodrum’a indim. Bodrum Escort oldum çünkü kimseye hesap vermek istemedim.”
Gözlerime baktı. Uzun uzun.
“Sen neyi bırakmak istiyorsun?” “Her şeyi. İş, ev, insanlar, saatler, beklentiler…” Başını salladı. “İyi. O zaman bu gece hiçbir şey düşünme.”
Kalktı. Köşedeki eski pikaba gitti. İğneyi plağa koydu. Zeki Müren. “Bir Demet Yasemen” başladı. Yavaşça elini uzattı. Kalktım. Dans ettik. Salonun ortasında. Ayakkabısız. Yavaş. Leyla’nın elleri soğuktu. Ama avuç içleri sıcaktı.
Dans bitti. Yatağa geçtik. Işık yoktu. Sadece sokak lambasının sarı yansıması. Perde aralığından yağmur damlaları görünüyordu. Bodrum Escort ile ilk kez bu kadar sessiz, bu kadar yavaş bir yakınlık yaşadım. Acelemiz yoktu. Sanki yağmur durana kadar zaman da durmuştu.
Gece yarısını geçti. Leyla kalktı. Mutfağa gitti. Çay demledi. Geri geldi. Yatağın kenarına oturdu. Çayı uzattı.
“Sigara içer misin?” “İçerim.” Bir tane yaktı, bir tane de bana verdi. Dumanı tavana üfledik.
“Bodrum Escort işinde en zoru ne?” diye sordum. “İnsanların yalan söylemesi. Kendilerine yalan söylüyorlar. Bana da söylüyorlar. Ben yalan istemiyorum.” “Ben yalan söylemedim.” “Biliyorum. O yüzden kapıyı aralık bıraktım.”
Sabah 04:30 civarıydı. Yağmur hafifledi. Leyla pencereyi açtı. Deniz kokusu içeri doldu. Tuz, yosun, ıslak taş.
“Gün doğmadan uyuyalım mı?” dedi. “Uyuyalım.”
Yattık. Sırtı bana dönüktü. Kolumu beline koydum. Nefesi düzenliydi. Ben uyuyamadım. Saatlerce yağmur damlalarını dinledim.
Sabah 08:15’te uyandım. Leyla mutfaktaydı. Çay yeniden demlenmişti. Masada zeytin, beyaz peynir, domates, ekmek. Bodrum’un klasik kahvaltısı.
“Otur,” dedi. Oturduk. Sessizce yedik.
“Tekrar gelir misin?” diye sordu. “Bilmiyorum.” “Dürüst cevap. Hoşuma gitti.”
Kahvaltı bitti. Kalktım. Kapıya yürüdüm. Leyla arkamdan geldi. Kapıda durduk.
“Teşekkür ederim,” dedim. “Ben teşekkür ederim.” Elini sıktım. Soğuktu yine.
Dışarı çıktım. Hava açılmıştı. Gökyüzü mavi olmaya başlamıştı. Deniz kokusu daha güçlüydü. Sokakta yürürken arkama bakmadım.
Bodrum Escort Leyla, bana bir gece verdi. Yağmurlu, sessiz, dürüst bir gece. Kaçış değil, duraklama gibi bir gece. Adana’ya dönerken aklımda tek şey vardı: Belki bir gün tekrar Torba’ya giderim. Kapı yine aralık olur mu bilmem. Ama yağmur yağarsa, belki yine açılır.

